Sitemize Hosgeldiniz Lutfen Kayit Olunuz

BlueMirroW.CoM - Bilgi ve Paylaşım Forumu  

Geri git   BlueMirroW.CoM - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Felsefe & Düşünce & Bilim & Teknoloji > Felsefe Akimlari & Tarihi & Filozoflar


Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 06-24-2009, 08:38 AM   #1
mert92
Senior Member
 
mert92 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2009
Mesajlar: 309
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
mert92 has a spectacular aura aboutmert92 has a spectacular aura about
Standart Georg Wilhelm Friedrich Hegel

1770-1831) 19.yüzyılda Almanya’da gelişen ve Alman İdealizmi adıyla anılan felsefe çığırının önde gelen temsilcilerindendir. Alman İdealizminin diğer temsilcileri Fichte, Schelling, Schleiermacher arasından Hegel, yöntem ve içerik bakımından onlardan ayrılır ve ‘diyalektik’ yönteme kazandırdığı içerikle önem kazanır. Hegel'in temel eserleri

Phanomenologie des Geistes (Tinin Fenomenolojisi), Wissenschaft der Logik (Tinin Fenomenolojisi), Wissenschaft der Logik (Mantık Bilimi), Enzyklopadie der Philosophischen Wissenschaften im Grundrisse (Felsefi Bilimler Ansiklopedisi), Grundlinien der Philosophie des Rechts (Felsefi Bilimler Ansiklopedisi), Grundlinien der Philosophie des Rechts (Hukuk Felsefesinin İlkeleri).

Diyalektik sözcüğü Grekçe’de ‘konuşmak’, ‘görüşmek’, ‘tartışmak’ anlamındaki
‘Dialegein’ den türeyen ‘Dialektike’den gelmektedir.Antik Çağ’da diyalektik terimi:soru ve cevap yoluyla münazara yapmak, kavramları sınıflandırma ve şeyleri türlere ayırma sanatı olarak ifade edilmekteydi. Elea Okulu’nun ustası Zenon’a ilk diyalektikçi olarak bakılmaktadır. Zenon nesnel diyalektiğin olağanüstü temsilcisi olarak değerlendirilir. Zenon’dan sonra Herakleitos, Platon ve Aristotales diyalektik yöntemi farklı biçimlerde kullanmışlardır. Modern çağda ise Kant, Hegel ve son şeklini veren Marx diyalektik yöntemi kullanan filozoflar olmuşlardır. Diyalektik düşüncenin idealist yorumcusu Hegel’e göre: “Diyalaktik yalnızca bir akıl yürütme tarzı değildir.

Doğada ve tarihte kendini gösteren İde’nin, Tin’in (Geist’ın-Zihnin) değişmesini ve gelişmesini dile getiren temel yasadır.” Hegel için diyalektik süreç temel olandır ve gelişimin kendisidir. Hegel Platon idealizmini yeniden yorumlayarak, bu yorumlayışı Hıristiyan düşüncesiyle birleştirerek ulaştığı yeni felsefe (Hegel İdealizmi) sistem düşüncesine dayalı olarak ortaya konan son Batı felsefesidir. Hegel İdealizmine göre gerçeklik ancak ve ancak kendi kendisini belirleyen aklın ışığında yorumlandığı zaman anlaşılabilir ve akıl dünyayı yalnızca kendisi anladığı zaman anlayabilir. ****fiziğin problemlerini çözecek olan disiplin bilgi kuramıdır. Gerçeklik bir evrim (diyalektik) sonucu elde edilir.


HEGEL’İN FELSEFESİ ve DİYALEKTİK YÖNTEMİ:
Hegel’in ilk çalışmaları Hıristiyanlık ve Yahudilik ile ilgilidir. Zamanla düşüncesini geliştirdi; varoluşu düşünce temeline dayanarak açıklayan idealist felsefenin temsilcisi durumuna geldi. Tarihin ve düşüncenin gelişiminin, varlıkların birbiriyle karşılıklı etkileşimi anlamına gelen diyalektik süreç içinde geliştiğini savundu. Hegel bu sürece “diyalektik yürüyüş” adını verir. Diyalektik yürüyüş biri olumlu, biri olumsuz iki kavramın çatışmasından olumlu bir kavramın elde edilme sürecidir. Bu Hegel’in tez-antitez-sentezden oluşan üçlü basamaklandırmasıdır. Hegel bu sürece şu örneği verir: ‘Düşünce’ bir tez olarak alınırsa, henüz gerçekleşmemiş bir olanaktır. Kendini gerçekleştirmesi için kendi dışında ikinci bir alan olmalıdır. Bu ikinci alan doğadır. Doğa aynı zamanda düşünce kavramının antitezidir. Bu iki zıt kavramın çatışmasından kültür ürünleri doğar. Bu da sentezdir. Hegel’e göre diyalektik yürüyüş sürecinin en üst basamağında Mutlak Tin ya da Zihin (Geist) vardır. Üç basamak Mutlak Tin’in kendini belli bir amaca göre ortaya çıkarmasıdır. Buna bir anlamda Mutlak Tin’in özgürleşme süreci denebilir.


Hegel'e göre, insan, bilgide kendisinin dışında olan, kendisinin yaratmadığı ve insandan bağımsız olan bir dünyayı tecrübe etmektedir. Bu doğal dünya bütünüyle zihnin eseridir, fakat biz insanların zihinlerinin eseri değildir; bilgimizin nesneleri bizim zihinlerimiz tarafından yaratılmamıştır. Bundan Hegel'e göre, şu sonuç çıkar: Bu dünya, bu dünyayı meydana getiren ve bilgimizin konusu olan nesneler, sonlu bireyin, insanın zihninden başka bir zihnin eseri olmalıdır. Bilginin nesneleri ve dolayısıyla bütün bir evren mutlak bir öznenin, mutlak bir Zihin, Akıl ya da Tinin ürünüdür. Hegel'in Tin, Geist, İde, Mutlak, Mutlak Zihin adını verdiği bu tinsel varlık, tüm bireysel, sonlu insan ruhlarının dışındaki nesnel bir varlık olup, Tanrı'dan başka bir şey değildir. Hegel, Mutlak Zihnin, Geist'in özüne, insan aklı tarafından nüfuz edildiğine inanır, çünkü Mutlak Zihin, insan aklının işleyişinde olduğu kadar, doğada da açığa çıkar.


Yani, Geist kendisini Hegel'e göre, doğada ve insan aklında ifade eder. Ona göre, gerçekliğin tümü yalnızca bir İde, Mutlak ya da Nesnel Akıl, bir Mutlak Tin aracılığıyla anlaşılabilir. Bu Mutlak Akıl, dünya tarihi boyunca bir evrim süreci içinde olmuştur. Mutlak Akıl aşkın, kendi kendisine yeten, kendi kendisinin mutlak olarak bilincinde olan, tam olarak bağımsız bir varlık olmaya çalışmaktadır. Söz konusu evrim süreci, mutlak Aklın tam olarak rasyonel ve anlaşılır bir varlık haline gelme çabasıdır.


19. yüzyılın en önemli filozoflarından Hegel, felsefe tarihinin son sistemli felsefesini ortaya koymuştur. Ernst Bloch’da Hegel felsefesini ,’sistemin iktidarı olarak’ ifade etmektedir. Herbert Marcuse’un deyimiyle ‘Batı felsefesinin akımı Hegel’den sonra tükenir.’ Batı felsefesi içinde Hegel’den sonra hiçbir filozof, sistemli bir bütün oluşturamamıştır denilebilir. Hegel felsefesi , Marcuse’un ifade ettiği gibi Batı Felsefe Tarihi’nde önemli bir felsefe mihengidir. Hegel felsefesinin sistemli olmasını sağlayan en önemli etken, kullandığı diyalektik metodudur.


Hegel diyalektik yöntemini Alman idealizmi içinde oluşturmayı başarmıştır. Hegel’in felsefesi Alman idealizminin en yüksek noktasını ifade etmektedir. ‘Hegel’in felsefesi din ile uzlaşma ve gerginlik arasında gelişmekte, aydınlanma ve doğa bilimi içinde her şeyi açıklamakta ve anlamakta; böylece, felsefesi birdenbire Kant kadar büyük bir felsefeyle yan yana durmaktadır.’ Aydınlanma çağı filozofu Hegel için diyalektik süreç, karşıtların savaşımını ve de birliğini sağlamaktadır. Karşıtların bu birliği ve uzlaşımı, oluş sürecini de beraberinde getirmektedir. Hegel felsefesini sistemli hale getiren de , bu süreç (diyalektik) ve bütünlüktür.,
Hegel’in Diyalektik yöntemi Eski Yunan’daki karşılıklı konuşma sanatından (diyalog), daha sonra insandaki ve insani süreçteki gelişimi inceleyen anlamından apayrı bir yapıdadır.Hegel diyalektik yöntemi kendi felsefi sistemine uygulamıştır. Hegel’e göre gerçek felsefe yöntemi, diyalektik yöntemdir.


Hegel için, çelişme ve karşıtlık yalnız düşüncede değildir. ‘Varlığın kendisinde de vardır; nesnelerin varlığı çelişik bir örüntü içerisindedir. Varlıktaki bu çelişme oluşla çözümlenir.’ Diyalektik, varlığın ve düşüncenin karşıtlığından oluş ile birlikte, bir çözümleme sağlar. Varlık burada karşımıza düşüncenin nesneleşmesi olarak çıkmaktadır.


Diyalektik Tin’in gelişmesi ve özgürleşmesini ifade etmektedir. ‘Tarihin diyalektiği boyunca Hegel’e göre Tin giderek daha rasyonel ve ben-bilincine sahip hale gelir.’ Diyalektik Hegel felsefesinin motorudur. Tin’in , bilincin, düşüncenin ve varlığın bir bütünlük içinde; özgürlüğe;sonsuzluğa ve mutlak olana ulaşması diyalektik yöntem ile gerçekleşir. Böylelikle; ‘Diyalektik, Tin’in bütün bir diyalektik gelişme sürecinin felsefe daha doğru bir deyişle, Hegel’in kendi felsefesi tarafından, kendi üzerinden dönen düzene sokuluşuyla doruk noktasına ulaşır.’ Hegel felsefesinde diyalektik varlığın ve düşüncenin bütünlüğünü sağlayan olağanüstü bir işleve sahip olmaktadır. ‘Hegelci diyalektik, felsefi bir araştırma yöntemi değil; ama, Varlığın yapısının, bu yapıya en uygun betimlemesi ve de varlığın gerçekleşmesinin ve kendini göstermesinin (ortaya koymasının) bir betimlemesidir.’ Diyalektiğe böyle bir işlev kazandıran; yani, ‘Düşünce ile varlığın bir ve aynı şey olduğunu ileri sürerek düşüncenin diyalektiği ile varlığın diyalektiği apaçık ve kesin biçimde ilk olarak birbirine bağlayan; onların aynı kökten geldiğini, aynı kökten geldiğini, aynı gerçeğin iki yanı olduğunu söyleyen Hegel’dir.’ Diyalektik. Tin’in gelişmesini ve özgürleşmesini ifade etmektedir. Düşüncenin diyalektiği ile ifade edilmek istenen; düşüncenin mantıksal olarak kendi kendisini aşmasıdır. Hegel’de varlık düşüncesini, diyalektik yoluyla ‘Mutlak Tin’e: yani, yabancılaşmanın aşıldığı mutlak düşünceye ulaştırır. Varlığın diyalektiğinde ise varlık, diyalektik yoluyla kendine yabancılaşmış halinden ve kendi dışında ve bir varlık halinden kendi bilincine ulaşmış ve özgürlüğe kavuşmuş varlık haline ulaşır. Hegel diyalektiğinde varlık ve düşünce birliği kesin olarak sağlanmıştır.


Hegel’in çıkış noktası İde’dir. İde her şeyin temelinde varolan evrensel varlıktır. Hegel felsefesinin amacını da; ‘İde’yi hakiki biçimi ve genelliği içinde kavramak olduğunu belirtir.’ İde, Hegel için varolan her şeyin temelidir. İde’nin özelliği ise şudur: ‘İde, bu çokluk, çeşitlilik ve tek-teklik içinde kaybolup gitmez; düşünen Tin’de (Zihinde), yeniden kendine döner, yeniden kendini bulur. Düşünen ve kendi-bilincine (Selbstbewusstsein-Özbilincine) dönmüş İde olarak , yeniden özüne uygun hale gelir; kendisi olur.’ Martin Heidegger kendinin bilincinin, bilinç ile us arasında kaldığını ve Tin ile geliştirilerek mutlak hale ulaştığını ifade etmektedir. Kendinin bilincine ulaşmakla; ‘Hakikat kendi yurdunu, toprağını ve zeminini bulmuş olur.Bilinç alanında, ‘yabancı ellerdedir, yani kendisine yabancıdır ve yurtsuzdur’ Kendinin bilincine ulaşması ise, yabancılaşmanın aşılması ve mutlak Tin’e ulaşması anlamına gelmektedir. Hegel’in İdesi mutlak varlık olarak belirlenebilir ve diyalektik, bu mutlak varlığın,bir gelişme ve değişme içinde olduğunu ortaya koymaktadır.


Hegel felsefesinde önemli bir yeri olan diğer bir kavram da Tin’dir. Tin, Hegel’de İde’nin kendisine ilişkin bilinci ya da tarihin Tanrı iradesi olan hareket ettirici gücü dini düşünce tarafından dünyayı yarattığına inanılan yüce varlık. Frederick Copleston’a göre Tin olarak tanımlanan: ‘Salt kavramsal bir soyutlama değil ama türlülüğü kendi içerisinde taşıyor olarak düşünülen bir yaratıcı yaşama tanrı denir.
Bu ayrıca Tin (Geist) olarakta tanımlanmalıdır. Karl Löwith Tin’in ruh ve bilinç birliği olarak tanımlamanın doğru olduğunu belirtmektedir.

Ancak Tin bireysel değildir. ‘Tersine Tin, insan dünyasının ve bu dünyada yer alan öznelerin (insanların) varlık tarzlarının adıdır.’ Hegel Tin’i, tekilliğin ve tümelliğin birliği olarak tanımlamaktadır. Hegel’de Tin’i şu şekilde ifade edebiliriz: ‘Temel varlığın yani mutlak varlığın bir formu (biçimi) olarak değil, mutlak varlığın kendisi olarak yani kendini bilip tanıyan mutlak varlık olarak ele alır. Tin, kendine dönmüş, kendi içindeki doğruyu kavramış; doğanın özünü oluşturduğunu fark etmiş, doğayı yöneten özgür güç olduğunun bilincine varmış olan İde’dir.’Hegel İde ile Tin arasındaki ilişkiyi Felsefi Bilimler Ansiklopedisi’nde ortaya koymaktadır. Ancak Tin’i bazı yerlerde İde,Us, Töz terimleriyle karşılayarak bunların aynı anlama geldiğini de ifade etmiştir. Hegel’e göre Tin, kendini yabancılaşmaktan kurtaracak, özgürlüğe ulaşacak ve nihai olarak Mutlak Tin haline gelecektir. Mutlak Tin, Tin’in doğada kendi dışında bir varlık haline ve kendine yabancı bir varlık haline gelmesi aşamasından kurtulup kendini tanımaya ve kendi özünü fark etmeye başlar. Böylelikle Mutlak Tin haline gelir.

Felsefe Tin’i Mutlak Tin olarak kavrar. Ve onu hem maddi olmayan bir düşünce hem de elle tutulup gözle görülebilen bütün varlıkların birliği olarak kavrar. Tarih, işte bu sürecin kendisidir. ‘Dünya tarihi için şu söylenebilir: Tin’in kendini gösterip açması, kendinde olduğu şeyin bilgisine varmak için kendisini işlemesi ile olur.’ Özü özgürlük olan Tin, bu süreci tüm öznelerde gerçekleştirecektir. ‘Çünkü; Dünya-Tin’inin ereğinin içerdiği bu töze herkesin özgür olmasıyla erişilir. Welt-Geist ifadesiyle Dünya-Tin’i, kendi özünü gerçekleştirmeye ve dünya-tarihi içinde en üst seviyeye ulaşmaya yönelecektir. Hegel, kısaca dünya tarihinin amacınıda belirtmektedir. ‘Öyleyse dünya tarihinin amacı Tin’in aslında olduğu şeyin bilgisine varması bu bilgiyi, nesnel kılması, varolan bir dünyada gerçekleştirmesi, kendini nesnel olarak meydana getirmesidir. Hegel, kendinden önceki idealist anlayıştan ve Kant’ın sürekli Us içinde ifadesini bulduğu süreçten farklı olarak; somut ve gerçek olana yönelen bir çözümleme çabası söz konusudur.


Hegel felsefesinin en önemli bir diğer kavramı da Us’tur.Us, Hegel’in dünyayı anlama çabasında yararlandığı en önemli araçtır. ‘Hegel dünyayı usla anlama çabasını en ileri götüren filozof olmuştur.’ Usu felsefesinin en önemli noktasına yerleştirerek felsefe sisteminin gerçekliğini de buna dayandırmaktadır. Hegel’e göre ‘Akli olan gerçektir ve gerçek olan aklidir.’ Mantık Bilimi’nde de bu gerçeklik ortaya konmuştur. Us, insanın tarihsel süreci içinde en yüksek oplan noktaya Hegel ile oturmuştur. ‘Varlık anlamını böyle bulabilecektir; çünkü, gerçek Varlık öyleyse düşünce ve ustur.’

Burcu Türkan Şapçıoğlu
Kaynakça :

Alexandre Kojeve Ç ev.:Selahattin Hilav Yapı Kredi Yayınları İstanbul-2000

Copleston Frederick ‘ Felsefe Tarihi-Alman İdealizmi’ cilt VII Çev.:Aziz Yardımlı İdea yayınevi İstanbul

Walter Kaufmann ‘İnsanı Anlamak-Goethe,Kant,Hegel cilt1 Çev.: Aziz Yardımlı İdea Yayınları İstanbul-1996

Jacques D’Hont Hegel ve Hegelcilik cev.: Bayram Işık iletişim Yayınları İstanbul-1994

David West ‘Kıta Avrupası Felsefesine Giriş- Rousseau, Kant, Hegel’den Foucault ve Derrida’ya’ Çev.: Ahmet Cevizci Paradigma Yayınları İstanbul-1998

Selahattin Hilav ‘100 soruda Felsefe El Kitabı’ Çerçek Yayıncılık İstanbul-1993
,
Atilla Tokatlı ‘Çağdaş Diyalektiğin Kaynağı Hegel’ azko İstanbul-1981

Nejat Bozkurt ‘Hegel Felsefesi’nin Düşündürdükleri’ Felsefe Dergisi

G.W.F Hegel ‘Tarihte Akıl’ Çev.: Önay Sözer Kbalcı yayınevi 3. baskı İstanbul-1995

G.W.F Hegel ‘Mantık Bilimi’ Çev.: Aziz Yardımlı dea Yayınevi İstanbul-1994

Paul Strathren ‘Doksan Dakikada Hegel’ Çev.: Yücel Sivri SİYASAL
mert92 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Anahtar Kelimeler:


Bookmarks

Tags
friedrich, georg, hegel, wilhelm


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Friedrich Nietzsche-Kişi Nasıl Kendisi Olur trhllm6034 Friderich Engels 3 03-05-2009 08:44 PM
Friedrich Nietzsche-ecco homo trhllm6034 Friderich Engels 3 03-05-2009 08:33 PM
Emek ve sermaye karşıtlığı. Toprak mülkiyeti ve sermaye Güney Siyaset 5 02-17-2009 06:05 PM
Ludwig Feuerbach ve Klâsik Alman Felsefesinin Sonu Phoenix Friderich Engels 3 02-16-2009 04:32 PM
Karl Marx Hegel'in Hukuk Felsefesinin Eleştirisi Güney Siyaset 14 02-15-2009 05:54 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:02 AM .


Powered by www.KingofCyber.com
vBulletin® Version 3.8.4 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Listed on the vBulletin Directory
Web Stats
Dost Siteler
[Mizika] [Lida] [Medyum] [Zulfikar]
1 3 5 6 14 15 16 17 18 19 21 22 23 24 25 27 28 29 30 31 33 34 35 40 42 43 44 45 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 85 87 88 90 92 93 94 95 96 97 98 100 101 102 103 104 105 106 107 108 113 114 115 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 132 133 134 135 136 138 140 141 142 144 145 146 147 148 149 150 151 153 154 155 156 158 159 160 161 163 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 179 180 183 184 185 188 189 190 191 192 193 194 195 197 198 199 205 206 208 209 224 225 226 229 230 231 232 233 234 235 236 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 303 313 314 315 316 317 321 322 323 324 325 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 380 382 384 386 388 389 390 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 408 410 411 413 414 415 416 417 418 419 420 425 426 427 429 430 435 436 437 438 441 442 443 444 445 446 449 450 453 454 455 456 459 460 461 462 463 465 469 471 474 475 477 479 480 481 482 484 485 486 493 501 502 503 504 505 508 510 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 540 541 542 545 546 547 548 549 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605